Dengeli.com

06
09
2010
Yazarlarımız Gül KÜLCÜ Mustafa belgesel(!!)i...
 

Mustafa belgesel(!!)i...

Ben Mustafa filmini gördüm...!!

Şimdi sinemadan geldim ve bu satırları yazıyorum.

Günlerdir filmle ilgili tartışmaları okuyordum.

Çoğunlukla, filmde Atatürk’e haksızlık yapıldığına ilişkin eleştiriler vardı.

Fikirlerine çok güvendiğim insanların görüşleri benim için önemliydi tabii ve hemen hepsi de filme gidilmemesi gerektiğini söylüyorlardı.

Turkcell’in son anda filme sponsor olmaktan vazgeçmesi de kafamda soru işaretleri oluşturmuştu ama emin değildim ve kendi kendimi ikna etmem de gerekiyordu.

Bir arkadaşımın ısrarı üzerine, kendisine film hakkındaki düşüncemi hiç açıklamadan sinemaya gittim ve sesimi çıkarmadan onunla filmi izledim.

Film hakkındaki kendi fikrimi açıklamadan, arkadaşımın cümlesini aktarmak istiyorum."Bu Can Dündar denen adam Atatürkçü olduğunu söylemiyor muydu..? Eğer öyleyse bu film neydi şimdi..???"

Evet, bu film neydi şimdi..?

Filmin ne olduğunu anlatmadan önce şu kadarını söylemek istiyorum. Yapılan eleştiriler filmin küstahlığı yanında çok usturuplu kalmış…!!!

Bu film, ne bir belgesel ne bir biyografi ne de bir eser. Bu film sadece ve sadece, Atatürk'ü karalamaya çalışan bir zavallının, satılmış ya da kiralanmış bir kalemin hezeyanları.

Bu filmin yapımcısı mimarı olan şahıs bir zavallıdır bence...!!!

İlk olarak yaptığı Sarı Zeybek belgeseline “koskoca Osmanlı İmparatorluğunu yıkan adam” diye başlayarak -Osmanlı İmparatorluğunun neredeyse bir İstanbul’a sıkışıp kaldığı gerçeğini, Anadolu’nun paylaşıldığı gerçeğini görmezden gelerek, kurtuluş savaşı gerçekleşmeseydi bugün Türkiye’nin bile kalmayacağı gerçeğini söyle(ye)meyerek- rengini bir parça belli eden ancak bu filmde gerçek düşüncesini açıkça ortaya koyan bir Atatürk düşmanıdır..!!

Atatürk’ün mirasını hoyratça harcayarak, kendine rant sağlamaya çalışan bir zavallıdır..!

Çünkü film boyunca çırpınmasına rağmen, Atatürk'ü seven, Atatürk'ü bilen bir tek Atatürkçüyü bile etkileyemiyor. Düne kadar filmi izleyen fikrine güvendiğim insanların yazdıklarını okudum, öfkelerine tanık oldum. Bugün filmden çıktığımda aynı öfkeyi kendimde hissettim, çevremdekileri gözlerimle gördüm.Yukarıda, tartışmalardan hiç haberi olmayan arkadaşımın sözlerini size yazdım. Ayrıca filmden çıkan bir tek kişi bile bazı televizyon kanallarının gösterdiği gibi gözyaşları içinde kalmamıştı. Özellikle ilk bölümden sonra gördüğüm bir kaç "kabaran milli duygulu" yüzü, ikinci bölümün sonunda hiç göremedim...!!! Arkadaşımın fikrini söylemesinden sonra, ağzıma geleni sayıp dökmeye başladığım halde, bir kişi bile dönüp "sen ne diyorsun" demedi bana...!!! Zira benzer eleştiriler yapılıyordu.

Gelelim filmdeki zırvalardan bir kaçına;Atatürk'ü Anadolu’ya Vahdettin göndermiş...!!!!

C.D. her şey belgeye dayalı diyor ya, bu iddiasına belge olarak da Ata'nın kendi eliyle çizdiğini iddia ettiği ve Atatürk'le Vahdettin’i masa başında otururlarken resmeden krokiyi gösteriyor. Tamam, böyle bir kroki var diyelim, orada ne konuşulduğunu nerenden uyduruyorsun be adam..??

Madem Vahdettin göndermiş, niye sonra vur emrini çıkarmış..?? Orayı yuvarlıyor bizimki..!!! İşine gelmiyor çünkü. Yalnız asıl ilgimi çeken başka bir sahne var, izleyenler benimle aynı düşünürler mi bilmem;Atatürk dolaştığı Anadolu illerinde, sık sık ellerinde şikayet dilekçeleri olan vatandaşlarla karşılaşıyor, hepsiyle tek tek ilgileniyor, şikayet dilekçelerini alıyor. (Bu kısımlar doğru, çünkü vatandaşları dinlerkenki fotoğraflarını gördük hepimiz)Sonra Atatürk, Antalya'ya gidiyor kendini odasına kapatıyor (kapatıyor, çünkü Atatürk ruhsal sorunları olan birisi C.D.a göre) ve yanına gelen birine (öyle gerilmişim ki, odaya gelen kimdi, anlayamadım o kısmı) özetle; "kardeşim her şeyi benden bekliyorlar, benim de kendime göre dertlerim var, bırakın yakamı, bıktım yaaa...(!!!)" minvalli bir yakınmada bulunuyor...! Bak sen…?! Bu sözün belgesi var mı acaba, orayı da röportajlarda kaçırmışım..!Ama sonra aynı Atatürk nedense, bir yemek sırasında dinlediği bir şarkıdan etkilenip ağlıyor ve kendisine neden ağladığını soran Sabiha Gökçen'e; "ben bu ülkeyi ve insanını çok seviyorum, onlardan ayrılmak fikri aklıma gelince kendimi tutamayıp ağlıyorum" diyor..! (Dedim ya C.D. film boyunca debeleniyor, karalamak için çırpınıyor ama gücü yetmiyor. Zira güneş balçıkla sıvanmıyor..!!!)

İşte bu sahne, nedense bana Can Dündar'ın kendi çapında bir rövanşı alma hevesi gibi geldi.

Şöyle ki; Biliyorsunuz, "ananı da al git" olayından sonra, bir çok basın yayın organında ve internette; "Ata'nın insanları nasıl dinlediği" ile "Ananı da al git" tavrı karşılaştırıldı ve "adam nasıl dinlenir" hususu fotoğraflarla karşılaştırmalı gösterildi. Halen de gösteriliyor.Acaba C.D.; "bakın, Atatürk vatandaşı dinliyordu ama odasına gidince böyle diyordu…" demeye mi çalıştı...????

Bir başka dikkatimi çeken husus da, C.D. nedense halifelikten, saltanattan, medreselerden, tekke ve zaviyelerden bahsederken cümlesine mutlaka "kocaa" diyerek başlıyor.

"Atatürk kocaaaa medreseleri bir günde kapattı"

Devam ediyor sonra; “altı yüz yıldır Müslümanlığı insanlara öğreten medreseler, bir gecede kapatılmıştı.” Neredeyse yas ilan edecek…!"Atatürk kocaaa hilafeti bir günde kaldırdı" Ne yapacaktı peki...??? En yakınındaki insanların bile kendisine muhalif olmaya başladığı bir ortamda hilafeti alıştıra alıştıra mı kaldıracaktı..? Öyle yapsaydı Cumhuriyet kurulabilir miydi..? Tabii ki hayır. (Bu soruların cevabının hayır olduğunu C.D.da biliyor ama doğruyu anlatmak işine gelmez. Çünkü dediğim gibi o kalem satılmış ya da kiralanmıştır bir kez. At sahibine göre kişnermiş..!)Ve daha neler neler...!!

Film Atatürk’e ait bir belgesel olma özelliğini zerre kadar taşımıyor ama bir hakaret belgesi olmanın dışında bir çok amaca da hizmet ediyor. Film vizyona girdiği gün, Doğan grubunun gazıyla bir çok kesim (hatta Atatürkçüler de dahil) filme sponsor olmaktan vazgeçen Turkcell’e yüklenerek, filmin sponsoru G. Sabancı’yı göklere çıkardılar. Ancak filmi izledikten sonra Turkcell’e teşekkür etmeye başladılar. Aslında bu sonuca varmak için filmi izlemeye bile gerek yoktu bence. Zira, bir söyleşi sırasında; “Sabancı Üniversitesini diğer üniversitelerden ayıran özellik nedir” sorusuna, “bizim üniversitemizde Atatürk rahatlıkla eleştirilebilir” diyen/dedirten bir zihniyetin, sponsor olmayı kabul ettiği filmden ne bekleniyordu ki..? Bir başka ilginç gelen tesadüf, filmde üzerine basıla basıla “Atatürk’ün Kürtlere özerklik verilmesinden yana olduğundan” bahsedildiği saatlerde, aynı amacı taşıyan bir kitapçığın Meclisin Kürt milletvekilleri tarafından Mecliste dağıtılmasıdır. Üstelik de Kürtçe yazılmış olarak..! Bu olay bence bir tesadüften öte anlamlar taşıyor.

Velhasıl-ı kelam, bu film baştan sona; fındık kadar bir beyinle, çaktırmadan Atatürk'ü karalamaya çalışan ancak gerçek Atatürkçüleri sinir etmekten öteye gidemeyen, C.D. ve yandaşlarının kendini tatmin ettiği, Atatürk'ün lider vasfına hiçbir katkısı olmayan, LİDER VASFINDAN, KURTARICI VASFINDAN HİÇBİR ŞEY EKSİLTEMEYEN saçma sapan, baştan aşağı yalan dolu olan bir filmdir. (Tabii filmde birkaç saniyelik anlatım ve görüntülerle bahsedilen, büyük taarruz, kurtuluş savaşı, Atatürk devrimleri gibi tarihi gerçeklerden bahsetmiyorum…!) Eleştirmen filan değilim. Türkiye Cumhuriyetinin sade vatandaşı Gül Külcü'nün bu filmden anladığı budur. Bu film bir karalama kampanyasıdır.

Bu film, Türk halkının “okumayı sevmediği” gerçeği dikkate alınarak, bilinçli olarak beyin yıkama amacıyla hazırlanmış bir filmdir. Özellikle bilinçsiz kitlelere, Atatürk’ü yanlış tanıtmak için özenle kurgulanmış bir küfür belgesidir. Çocukların, yeni yetişen gençlerin uzak tutulması gereken bir filmdir. Bu ülkeye ve Cumhuriyet rejimine en çok zararı verenler, Atatürk’ü küçülttüğünü sanarak kendini tatmin eden Can Dündar gibi saman altından su yürütenlerdir. Ya da Atatürk’ü eleştirmeyi hatta ona küfür etmeyi özgürlük sayan, Sabancı Üniversitesi rektörü gibi haddini hududunu bilmeyen nankörlerdir. Bu ülkeyi ve Cumhuriyet’i sevenlerin bu insanlara dikkat etmeleri ve onlara fırsat vermemeleri gerekmektedir. Zira bu insanlar, düşmanlığını açıkça söyleyenlerden daha tehlikelidirler..!!! Atatürk'e ve onun izinden gidenlere saygıyla, minnetle...



busy
 

Yazarlarımız yeni bir makale yayınladığında e-posta ile haberdar ol :


Sık Kullanılanlarınıza Ekleyin
Bu sayfayı Sık Kullanılanlarınıza Ekleyin
 36 okuyucu çevrimiçi

English French German Italian Swedish