Balkanlar adeta Türk ovası gibi. Makedonya’da 200 bin Türk var.
Arnavutluk’un dörtte biri Türk. Ve Türklerin hepsi dilleri ile kimliklerini muhafaza ediyorlar.
Türkçe Arnavutluk’ta ikinci resmi dil gibi. Arnavut televizyonda bir Arnavut Subayı ‘ 100 yıl önce buradan İstanbul’a çok Türk gitti, gitmeselerdi Türkler şimdi burada çoğunluktaydılar. ’ diyor.
Bulgaristan’da,Yunanistan’da hatırı sayılır bir Türk nüfus mevcut.
Romanya’da bile Türkler var. Kosova’da,Prizen’de çok Türk var. Hepside çok iyi Türkçe konuşuyorlar. Kosova’da Türkler’in dernekleri ve gazeteleri var.
Değerli okurlar; yıllar önce hiç unutmuyorum, Kosova’ya bir seminer gezisi için gittiğimde yaşlı bir Türk amca yanıma gelmiş bana: ‘ Sadece Osmanlı zamanında değil, çok daha önceden beri buraları Türk yurdudur, bizPeçeneklerin, Hunların torunlarıyız. ’ demişti, hasretle bedenime sarılarak.
Buralarda milli kimliklerine sahip çıkmaları çok güzel bir duygu, hem de tarifi mümkün olmayan çok güzel bir duygu.
Değerli okurlar; isim vermeden yıllar önce yaşadığım, unutamadığım ve elbette ki unutmayacağım bir anımı sizlere aktarmak istiyorum.
1991 yılı içersinde iç siyasetin bayağı çalkantılı olduğu bir dönemde bir grup ANAP’LI, DYP’Lİ, MHP’Lİ, CHP’li arkadaşlarla birlikte yeni bir oluşum ve yeni bir partinin kurulmasına yönelik beyin fırtınası yaptığımız çalışmalarımızda, Macaristan’a sınır yakınlıktaki eski Yugoslavya’nın Osijek şehrinde üç günlük hafta sonu kamp çalışmalarımıza bir süre ara verip hem temiz hava almak için hem de daha değişik bir ortamda çalışabilmek için yaptığımız minik bir kır pikniğinde tostlarımızı yerken bizim bir iki saatliğine olan kaçamak kır pikniğimizi bizden yaklaşık 20 adım ötede izleyen bir çoban’ın açıkmış olduğunu fark ettiğimizde bir büyüğümüz elinde bir adet peynirli tostu, bende elimde küçük bir su şişesi ile birlikte bizi seyreden çoban’ın yanına gidip vermiştik.
Çoban hiçbir şey söylemeden tostu ve suyu almış, tostu afiyetle yemişti, bugün merhum olan büyüğümüz çoban’ın hala doymamış olduğunu anladığında bana ‘ git bir tost daha getir, adam daha aç ’ dediğinde bir tost daha getirip çoban’a uzatmıştım, çoban ikinci tostu da afiyetle midesine indirmiş, ardından da suyu içmişti.
Bir süre çoban hiç konuşmadan yüzümüze bakmıştı.
Yanımdaki bugün merhum olan büyüğümüz ‘ bizi tanıdın mı? ’ diye çoban’a sormuştu.
Çoban da ‘ evet ’ tanıdığını söyleyip ‘ Dünyada sadece bir Türk aç olan bir düşmanının karnını doyurur. ’ Demişti.
Ben önce Çoban’ın ne demek istediğini anlayamamıştım, yanımdaki bugün merhum olan büyüğümüz ‘ sen kimlerdensin? ’ diye sorduğunda çoban ‘ ben Sırplardanım, bir Sırp çobanım ben ’ diye cevap vermişti.
Böylece olayı anlamış, kavramıştım, bugün merhum olan büyüğümüz ile birlikte birbirimizin yüzüne bakıp gülümseyip arkamızı dönüp giderken çoban arkamızdan seslendiğinde ona arkamızı döndüğümüzde çoban yüksek sesle ‘ Buralarda artık hiç kimse mutlu değil, eski dedelerimizin zamanındaki mutlu ve huzurlu günlerimizi özlüyoruz, siz Türkiye’deki Türkler ne zaman eski günlerinizdeki gibi buralara geleceksiniz? Buraların sizlere ihtiyacı var, buralara Amerika ve Avrupa değil sadece siz huzur, mutluluk ve barış getirirsiniz, bizleri, bu bölge halklarını daha fazla bekletmeyin, düşmanınızda olsam siz Türkler’in adaletine inanıyoruz ve güveniyoruz. ’ diye seslenmişti.
O anda bugün merhum olan büyüğümüz ile hiç konuşmadan biraz da şaşkın ve şok olmuş bir ifade ile birbirimizin yüzüne bakmış hiçbir şey demeden pikniği dağıtıp kaldığımız otele kafile ile beraber çalışmak için geri dönmüştük, o yıllarda bende dahil çobanın bu sözlerinden oldukça çok etkilenmiş ve yapacak daha dünya kadar işimiz olduğuna, dış siyasetimizi yeniden organize etmemiz gerektiğine kanaat edinmiştik.
Değerli okurlar; bakınız Balkanlarda 100 yıldır Türkiye’ye o kadar çok Türk gelmesine rağmen oralarda hala milyonlarca Türk bulunuyor. Bizim ileride şartları kendi lehimize oluşturmayı başardığımızda dirayetli bir milli Hükümet ile birlikte Balkanlarda yeniden cumhuriyet dönemi öncesindeki hakimiyetimizin ve hamiliğimizin olabilir inancında ve düşüncesindeyim.
Bunun için oralardaki Türkler’in Türklüklerini unutturmamaları lazım gerekir.
Ama bugün bakıyorum da bunu başarabilecek siyasi irade ve siyasi kadro nerede?
Bugün bizim Türklükle hiç alakası bulunmayan AKP Hükümeti hiç utanmadan da yüzsüzce Arnavutlukta’ki, Kosova’daki, Makedonya’daki, Yunanistan’daki Türkler’e sahip çıkacağı yerde oradan Türkiye’ye gelen Türkler’e bile ‘ siz Arnavutsunuz, siz Makedonsunuz, siz Yugoslavsınız, siz Yunanlısınız ’ diyerek Türklükten bile uzaklaştırmaya çalışıyor.
Bakınız geçtiğimiz yıllarda Makedonya’dan gelen soydaşlarımızdan bir grup AKP’li ve AKP Hükümeti yetkilileri ile görüşmek istemişlerdi ve inanılır gibi değil ama ret edilmişlerdi.
Makedonya’dan gelen soydaşlarımızın dertleri var ve dertlerini geçtiğimiz yıllarda Bodrum’da yazlığıma geldiklerinde bizzat bana şunları anlatmışlardı: ‘ Makedon yönetimi bize Türkçe’yi ve Türklüğümüzü unutturmaya çalışıyorlar. Atatürk zamanından beri yayınladığımız günlük Türkçe gazetemiz kapatılmak isteniyor. Makedonya karışık bir ülke olduğu için geleceğimiz, ne olacağımız belli değil, eğer Türkiye Cumhuriyeti bize kapılarını açarsa bize vatandaşlık hakkı verirse yani çift vatandaşlığımız olursa kendimizi güvene alırız. Makedon Hükümeti işte ancak o zaman Türkiye ile karşı karşıya gelmemek için Türk vatandaşlığı alan bize eziyet edemez. Bizde bu vatandaşlığımıza güvenerek sesimizi gür çıkarırız. Türkiye’deki Türk Hükümeti’nden sesimizi duymasını istiyoruz ama onlar bizimle görüşmeyi bile ret ediyorlar. ’ demişlerdi.
Değerli okurlar; tabii bendeniz bunları duyar duymaz önümdeki masaya yumruğumu sıkarak vurdum, masaya yumruğumu vururken de şunları sinirimden şunu söylemiştim: ‘ Ulan Recep Tayyip Erdoğan………………………………………………………………………………………………………….. bunu yapmazsam yaşamak ve bu hayat bana haram olsun ’ demiştim.
Ve grubu ismini buradan yazmayı uygun görmediğim iki ayrı siyasi parti genel başkanları ve yetkilileri ile görüşmeleri ve dertlerini Türkiye’nin gündemine getirmelerine yardımcı olmaları için randevu ayarladım. Şimdilik bu dertli insanlar için yapabileceğim buydu.
Değerli okurlar; şimdi düşünüyorum da Kuzey Irak’ta daha üç milyon Türk’e sahip çıkamayan ve soydaşlarını yüz üstü yalnız bırakan AKP Hükümeti Makedonya’daki 250 bin Türk için bir şeyler yapmaması ve dertli bu insanlarla görüşmemek için bin dereden su getirmeleri gayet normal.
Bakınız 2004 ve 2005 yılları içinde 25 bin Afrikalı yeni insanı, zenciyi Türk vatandaşlığına alan AKP Hükümeti 250 bin Türk’e, soydaşına çift vatandaşlık hakkı vermiyor. Vermemek ne kelime, Ankara’ya gelen soydaşlarımızla görüşmeye bile tenezzül etmiyor.
Velhasıl kim ne derse desin, bunu söylediğim anda bazılarının tüylerinin diken diken dikilip ürkeceğini bilmeme rağmen yine de rahatsız olmalarına rağmen söyleyeceğim; Türkiye’nin başına milli bir hükümet gelmediği sürece ne Orta Asya’daki, ne Balkanlar’daki ne Kafkaslar’daki, nede Irak’taki Türkler’e sahip çıkamayız, nitekim bugün son 7 yıldır yaşadıklarımızla beraber çıkılmadığı da ortadadır.
Doğdum dolası zaten hep şuna inanmışımdır ‘ Dünya Türklüğünün kurtuluşu Türkiye Türklüğünün kurtuluşuyla başlar. ’
Atatürk’ün şu şiiri ve sözleri de bana bu konuda hep yol gösterici harita olmuştur.
‘ Gafil hangi üç asır, hangi asır, Tuna ezelden beri Türk diyarıdır. Asya’nın ortasında Oğuz oğulları, Avrupa’nın Alpler’in de Oğuz torunları, Doğudan çıkan biz, batıda yine biz; nerde olsa, ne olsa, kendimizi biliriz biz. ’
‘ Allah nasip ederse ömrüm vefa ederse, Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım, Selanik’te dahil Batı Trakya’yı Türkiye hudutları içine katacağım. ’
Bunlardan sonra fazla söze gerek yok, kafası çalışan, imanı olan, yüreği olan, aklı olan zaten bundan sonra tüm bunların gereğini yapar. Bu doğrultuda memleketin geleceğini şekillendirip tayin eder, gerisi bunun dışındakiler sadece laf-ı güzaftır.
sağlıcakla kalın
Kitap Tavsiyelerim:
- Abdülhamid’in Mirası Petrol Ve Hazine- Arzu Terzi-Timaş Yayınları,
- Kullanıp Atılanlar Küresel Ekonomide Yeni Kölelik- Kevin Bales-Çitlenbik Yayınları,
- Muzlar, Plajlar Ve Askeri Üsler-Cynthia Enloe-Çitlenbik Yayınları,
- Ekonomide Hızlı Büyüme Ve Balon Dünya Ekonomisinde ABD’nin Yeri- Robert Brenner-İletişim Yayınları,
- Mustafa Kemal Döneminde Ekonomi- Bilsay Kuruç-Bilgi Yayınevi,
- Yolsuzluğun Ekonomi Politiği- Halil Nebiler-Yalçın Yayınları,
- Global Dengesizliklerin Dengesi- Saruhan Özel- Alfa Yayınları,
- Türkiye’nin Zorlaşan Konumu- Suat İlhan-Ötüken Neşriyat,
- Türk Olmak Zordur- Suat İlhan-Alfa Yayınları,
- Jeopolitik Duyarlılık- Suat İlhan-Ötüken Neşriyat,
- Emperyalizmin Çağdaş Silahı İnsan Hakları- Suat İlhan-Moralite Yayınları,
- Büyük Kriz 1929- John Kenneth Galbraith-Pegasus Yayınları,
- Anılarım Büyük Cemal Paşa-Fahri Parin-İskenderiye Yayınları,
- İhanetin Adı Yok-Raşit Kısacık-İskenderiye Yayınları,
- Anadolu’da Türkiye Yaşacak mı?-Johns Mool-Selis Kitaplar,
- Kaptan-Derya Barbaros Hayreddin Paşa’nın Hatıraları-Seyyid Muradi Reis-Çamlıca Basım Yayın,
- 1914 Alman İhaneti-Selehattin Sert-Kum Saati Yayınları,
- Türk Cumhuriyetleri Ve Petrol Boru Hatları-Aleaddin Yalçınkaya-Bağlam Yayınları,
- Biz Kimiz?/Türklüğün Kimlik Şifresi- Reha Oğuz Türkkan- Pozitif Yayınları,
- Benim Sofram Bu-Oğuz Akay-Truva Yayınları,
- Nutuk’un Deşifresi-Sinan Meydan-Truva Yayınları,
- Kıbrıs’ta İsyan- Zafer Çakmak-IQ Kültür Sanat Yayıncılık,
- Küresel Sürtükler- Erol Sarıal-Kripto Basın Yayın,
- Sömürgecinin Portresi Sömürgeleştirilenin Portresi- Albert Memmi-Versus Kitap,
- Emperyalizmin Şifresi-Yahya Bayram-Ares Kitap,
- Kızıl Çar’in Uyanışı-Osman Sönmez-Karakutu Yayınları,
- Kıskaç Harekatı-Erol Bilbilik-Profil Yayıncılık,
- Ortadoğu’da Su-Abdullah Kıran-Kitap Yayınevi,
- Su Politikası-Konuralp Pamukçu-Bağlam Yayıncılık-
- Su Pazarı-Kudret Ulusoy-Kristal Kitaplar,
- Su Savaşları-Vandana Shiva-Ali K.Saysel-BGST Yayınları,
- 21.Yüzyılda Savaş Stratejileri- Aydın Çetiner-Selis Kitaplar,
- Savaş Hileleri Strategemler 1- Harro Von Senger-Anahtar Kitaplar Yayınevi,
- Savaş Hileleri Strategemler 2- Harro Von Senger-Anahtar Kitaplar Yayınevi,
- Savaş Aldatmaları- Mesut Günsev-Kastaş Yayınları,
- Savaş Sanatında Ustalaşmak- Zhuge Liang-Liu Ji-Anahtar Kitaplar Yayınevi,
- Petrolsuz Dünya- Doğan Aydal-Truva Yayınları,
- Jön Türkler- A.Şerif Aksoy-Nokta Yayınları,
- Şehit Enver Paşa- Nevzat Köseoğlu-Ötüken Neşriyat,
- Türklerin Kültür Kökenleri- Ergun Candan-Sınır Ötesi Yayınları,
- Gizli Sırlar Öğretisi- Ergun Candan-Sınır Ötesi Yayınları,
- Türk Birliği Projesi- Elnur Hasan Mikail-IQ Kültür Sanat Yayıncılık,
- Avrupa Birliği mi Türk Birliği mi?- Adnan Kalkan- IQ Kültür Sanat Yayıncılık,
- Kuvayi Milliye Ve Ölümsüz Kadın Kahramanlar- Ferit Erden Boray-Kum Saati Yayınları


