Dengeli.com

10
09
2010
 

Nobel

Bugün, yaklaşık 3 yıl önce yazdığım bir yazıyı paylaşmak istedim, umarım beğenirsiniz..

NOTLAR:

  • Yazı, 1-2 sayfa yazılması planlanırken araştırmalar sonucu uzamıştır.
  • Yazar, Orhan PAMUK’un hiçbir kitabını okumamıştır. Bu sebeple edebi eleştirilerde bulunmadığı gibi, isterse bulunma hakkını da saklı tutmaktadır.
  • Kitabını okumadıysan nasıl eleştirebiliyorsun?” sorusuna, (edebi eleştiri yapmadığını hatırlattıktan sonra) bir insan hakkında yorum yapmak için illa kitabını okumak gerekmez diyerek, “Recep Tayyip Erdoğan’ın düşünce ve davranışlarını eleştirmek için kitap yazmasını mı bekleyeceğiz?” sorusunu sormayı uygun bulmuştur..
  • Yazıyı okuduktan sonra çıkarılacak sonuç; doğru veya yanlış değildir, çünkü bu bilimsel bir makale değildir; sadece yazarın araştırmaları sonucu ulaştığı bilgilerle şahsi fikirlerini harmanlaması üzerine ortaya çıkan Nobel Ödülü-Orhan PAMUK ilişkisi üzerine bir kişisel kanaat değerlendirmesidir.
  • İmla hatalarından dolayı okuyucuların affına sığınılır, çünkü bu yazının hazırlanması gerçekten de yaklaşık 6 saat sürmüştür ve gözden geçirme faslında yazarın beyni yıprandığından gözden kaçırmalar olmuştur.
  • Notlar bölümü; yazının hemen bitiminde hem yazarın 6 saat yoksun kaldığı geyik ihtiyacını bu yönde tatmin etmek istemesinden, hem de yazıyı okumadan önce okuyucuyu baskı altına alabilmek ve yazarın fikirlerine uygun ön yargılar oluşturabilmek amacıyla en üste alınmıştır.

 

Nobel’i Önemsemek

Gözümüz aydın, içimizdeki İsveç’li Orhan PAMUK, Nobel’i sonunda aldı. Gerçi “Nobel’i almak için bir milletin nefretini kazanmaya değer miydi?” gibi bir soruya, materyalist beklentiler içindeki bir kişinin verebileceği cevap aşikardır.

Nobel’in üstünde dolaşan kara bulutları Cumhuriyet Kitap Eki’nin geçtiğimiz sayılarından birinde okumuştum (ki netten yapılacak kısa bir araştırmayla da bulunabilir). Kadın ve zencilere ayrımcılık yapıldığı, üyelerinin şaibeli olduğu, dış etkilere açık olduğu vb.

Zaten uluslar arası oluşumların hangi biri temizdir ki ve nasıl temiz olabilir ki? Rantın olduğu yerde çıkar grupları vardır ve uluslar arası ilişkilerin karşılıktan ziyade çıkarlara dayandığı gerçeği, uluslar arası oluşumlarda da vardır. En büyük evrensellik örneği olan “spor”un, her yerinde şike, çıkar, düzenbazlık yok mudur? Örnek; spor ile Nobel’in eş tutulmasından dolayı değil, uluslararası oluşumların suistimale uğramalarının basitliğine istinaden verilmiştir.

Yine uluslar arası bir ödül niteliğinde olan “Andrei Sakharov İnsan Hakları”  ödülü de 1990’larda hapisteki Leyla Zana’ya verilmiştir ki, bu kararın siyasi olduğu açıktır. Aynı ödül 2003 yılında Kofi Annan’a da verilmiştir!  

Nobel’i kazananların yüzde 35’i ABD, yüzde 15’i İngiltere ve yüzde 12’si Almanya vatandaşıdır.  Rakamlar; sosyal, siyasi, ekonomik vb. alanlarda gelişmiş ülkelerin, Nobel’i daha fazla kazanmalarının sonucu olarak da görülebilir, bu işin lobisini en iyi yapanlar olarak da yorumlanabilir; ama kanaatimce Avrupa ve Amerika’daki 3 büyük ülkenin yüksek oranları, ödülü de Avro-Amerika merkezci yapıyor.
Bir diğer ilginç istatistik de;  160 ödülle Nobel Ödülü’nü en fazla kazanan ülkenin ABD olmasına rağmen, Yahudilerin 174 ödülle ABD’yi bile sollaması! Ayrıca 5 Yahudi de kuruluş olarak ödüle layık görülmüş.

Nobel Edebiyat Ödülü’nü bir Türk yazarın kazanması, eğer sadece yazarın yapıtı ele alınarak verilmiş bir karar ise, bu tabi ki gurur duyulacak sevindirici bir ödüldür. Lakin bu ödül Türkiye’ye daha önce verilemez miydi? İsveç Akademisi Sekreteri Engdahl'ın deyişi ile "İsveç'te epeyce bir desteğe sahip olan, İsveçli bir yayıncısı bulunan, kitapları birçok dile çevrilen ve çok satan," Yaşar Kemal'in hakkı değil miydi Nobel?  

Nobel Ödülü’nü kabul etmeyen tek kişi olan Jean Paul Sartre’ın, 1964 Nobel Edebiyat Ödülü'nü reddederken söylediklerini hatırlayalım "Ben eserimi yaratırken yeterince ödül aldım. Bir Nobel ödülü buna bir şey katmaz, tam aksine beni aşağıya çeker. Nobel ödülü, tanınma peşinde olan amatörler için güzeldir. Ben yaşlıyım ve yeterince keyif yaşadım. Yaptığım her şeyi severek yaptım. En büyük ödül zaten buydu. Başka da bir ödül istemiyorum. Çünkü almış olduğum ödülden daha güzel bir şey olamaz."  

Diğer bir nedeni ise; “Sartre, Nobel komitesinin 50-60'lı yıllarda soğuk savaş döneminde ABD'den yana taraf tuttuğu gerekçesiyle bu ödülü reddetti.”  
Liberalizme karşıt bir sosyalist olarak bu sözleri söylediğini düşünenlere ise, en güzel cevabı yine kendisi veriyordu: “Nitekim, bana Lenin Ödülü’nü verselerdi, onu da reddederdim, çünkü O da Doğulu komünistlerin propaganda aracıdır…  

Orhan Pamuk’un kazandığı Nobel Edebiyat Ödülü’nü tebrik etmediği için eleştirilen Ahmet Necdet Sezer’e ise, haksızlık ediliyor. Nasıl ki bu ödüle sevinenler oluyorsa, sevinmeyenler de olabilir ve kimse de zorla sevinecek değil.
Bulunduğu konum nedeniyle cumhurbaşkanını eleştirenler de haksızlık yapıyor. Eğer Sezer bu ödülü sevinmediyse ne yapacak? “Sayın Pamuk cumhurbaşkanı olarak bu ödülden dolayı sizi tebrik ediyorum; fakat kişisel olarak da tebrik etmiyorum” mu diyecek?
Böyle bir ayrım mümkün olmadığından dolayı cumhurbaşkanı da tepkisini koymuştur.

Ödülü hak ettiğini düşünenler, kendisinin edebi anlayışını çok değerli buluyorlar ve kitaplarının evrensel olduğunu iddia ediyorlar.
Hak etmediğini düşünenler ise; ödülünün kitaplarına değil, hiçbir araştırmaya dayanmayan "Türkiye'de 30 bin Kürt, bir milyon da Ermeni öldürüldü" iddialarından ötürü verildiğini savunmaktadır.
Bir de ödül almasını Türkiye’nin ve Türk Edebiyatı’nın tanıtımı açısından sevindirici bulan; fakat ödülü alanın Orhan Pamuk olmasıyla üzüntü duyan veya kişisel olarak Orhan Pamuk’u sevmeyen bir kesim vardır(bkz. Engin Ardıç)  
Kişisel kanaatimde, Orhan Pamuk’un ödülü almasındaki en büyük pay siyasettir. Kendisi muhtemelen bu ödülü geçen sene alacaktı; fakat basınımızda, söylediği siyasi sözler o kadar tartışıldı ki, tartışmalar dünya basınında da devam edince ödülü Harold Pinter aldı.
Herhalde Nobel Akademisi de, ödülü bu tartışmalar ışığında Orhan Pamuk’a vermekten korktu ve bir sene beklemeye aldı.

Geçen sene Nobel Ödülü açıklanmadan nerdeyse 6 ay önce başlayan “Pamuk, ödülü alacak mı?” tartışmaları, basınımızda bu sene o kadar yer bulmadı, ta ki Pamuk ödülü alıncaya dek.

Bir başka ilginç gelişme ise; Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldığı günün, Fransa’da çıkarılan Ermeni Tehciri yasa tasarısıyla aynı güne denk gelmesi! Bunun üzerien yapılan eleştirilere Pamuk taraftarı yazarlar “Komple teorisyenleri iş başında”, “Bu sadece tesadüf” gibi yaklaşımlarda bulunsalar da geçmişte de bu tür tesadüflerin olduğunu iyi bilenler, Avrupalıların bunu pek rastlantı olarak nitelendirilemeyecek kadar ustalıkla yaptığını görür.

Orhan Pamuk’un Türklerden nefret eden Rum ve Ermeniler tarafından takdir görmesi de ayrı bir ironidir. Yapıtlarından dolayı mı, yoksa siyasi söylemlerinden dolayı mı sevildiği sanırım aşikardır; çünkü Orhan Pamuk durduk yerde ve daha önce hiç yapmadığı şekilde radikal ve gereksiz/yararsız bir çıkış yapmıştır (ya da Nobel için gerekli/yararlı bir çıkış yapmıştır).

Açıklamaları sanki dışarıdakilere karşı, içerideki konumunu izah etme çabasıdır. Resmi tarih söylemlerine, rejime ve devlete muhalif bir kimlik konumunu vermiştir kendisine ki, daha önce Nobel Ödülü’nü alan Müslüman isimler de hep devletine ve uygarlığına muhalif olan, batı uygarlığına uygun düşüncelere sahip isimlerdir( örneğin: Necib Mahfuz, Şirin Ebadi vb.)

Özellikle Amerika’da kendisini parlatanların ve daha sonra da eserlerini “çok satanlar”a sokarak üzerinden yüksek miktarda para kazananların Yahudi kesminden olması da ilginçtir. Ticareti en iyi bilen millet olan Yahudiler, kazanacak ata oynamazlar, atın kazanmasını sağlarlar. Yurtdışında özellikle Yahudi basın ve finans çevrelerinin desteklemesinden sonra tanınması ve eserlerinin çok satanlar listesine girmesi de düşündürücüdür.

 

Çıkarılacak sonuç herkes için başka başka olacaktır muhakkak:
Kimi yukarıda anlatılanların az bile olduğunu, Orhan PAMUK’un bu ödülü edebi kriterlere göre almadığını anlatacak birçok göstergenin olduğunu söyleyecektir.

Kimi de, yukarıda olanların yanlı bakış açısıyla ve eksik olarak anlatıldığını (ki kısmen doğrudur, eksiksiz irdelense 200 sayfalık kitap olur), Orhan PAMUK’un bu ödülü hakkıyla aldığını savunacaktır.

Kişisel fikrimi şekillendiren ana hususlar;

  • Orhan Pamuk’un amaçsız ve bilinçsiz (ya da benim öyle olmasını dilediğim) muhalif siyasi söylemleri,
  • Hiçbir platformda Türkleri desteklemediklerini düşündüğüm Ermeni ve Rumların O’nu destekleyici açıklamaları,
  • Ticaretten iyi anlayan Yahudilerin yurt dışında Orhan PAMUK kitapları satmaları/parlatmaları ve Yahudilerin Nobel Ödülü’ne de etki edebilmeleri
  • Avro-Amerikacı merkez dışında ödül alan yazarların, ülkesine ve uygarlığına muhalif düşünceleri dile getirerek batı yanlısı tutumları sayesinde Nobel Ödülü kazandıklarına dair ortak kanılar
  • Türkiye’nin içinde yer almadığını düşündüğüm Batı uygarlığına yakın olup “oryantalizm” sayesinde ün kazanması
  • Daha Nobel Ödülü’nü almadan ülkemizde en çok tartışılan isimlerden biri olduğu gibi, aynı fikirlerde bulunmayan sağcısından da solcusundan da tepkiyle telafuz edilen adı, sadece liberaller tarafından ortak bir tutum takınılarak desteklenebilmekte.

Yukarıda saydığım hudutlardan da anlaşılabileceği üzere, Orhan PAMUK’un aldığı Nobel Edebiyat Ödülü’nü sadece edebi yapıtlarıyla değil, siyasi kimliğiyle de kazandığını düşünüyorum.

Aslında kısa tutmayı planladığım bu yazı, nette yaptığım araştırmalar sonucu uzadı ve açıkçası yoğunlaşmak istediğim konudan da biraz saptı; ama ilginç bulduğum Nobel Ödülü üzerine olan bilgileri de yazıya dahil etmek istedim. Bir bu kadar değil 10 sayfa daha yazacak kadar birikimim oldu; ama daha da uzatmak okuru yoracak ve sıkacaktır diye düşünerek bitiriyorum; ama araştırmalarım sırasında rastlayıp büyük keyifle okuduğum ve bu yazıyı da okuyanlar için önereceğim 2 link olacak, bu linklere göz atın, hakikaten keyifli ve bir solukta okuyacağınız bu konu üzerine yazılmış güzel yazılar.

http://www.turkishweekly.net/turkce/yorum.php?id=334
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=55471,10,2

Diğer link ise, Nobel Ödül sahiplerinin de listesinin bulunduğu bir site:
http://www.nobelpreis.org/turkish/
Son sözü ise, 1970 yılındaki Nobel Edebiyat Ödülü üzerine ele aldığı yazısı ile İsmet Özel’e bırakıyorum:  
Nobel Edebiyat Ödülü’nün emperyalizme ve dünya gericiliğine hizmet ettiği bir kez daha belgelendi. Özellikle son yıllarda (belki başından beri) Nobel’in siyasal hesaplar sonucu dünya proleter hareketinin sözcüsü olan yazarlara değil de gericilere ya da emperyalizmin kullanabileceğini varsaydığı sanatçılara verildiğini biliyoruz. Yıllar önce Pasternak, bireyci özlemlerini savunduğu romanla emperyalizme av olmuş, aynı oyuna geleceği farzedilen Sartre ise yerinde bir karşı çıkışla Nobel’i reddetmişti.

Geçen yıl Nobel Edebiyat Ödülü Beckett’a verildi. Beckett burjuva yaşantısından doğan bunaltıyı metafiziğe indirgeyen, dünya gerici sanatının
bugün en önde gelen temsilcisidir

Bu yıl Nobel Edebiyat Ödülü’ne yarayışlı görülen yazar ise bir Sovyet yazarıdır: Soljenitzin. Soljenitzin son yılların sansasyonel olaylarına konu olmuş bir yazardır. Bu Sovyet yazarı ülkesindeki sosyalist uygulamaya karşı çıktığı için cezalandırılmış, giderek Sovyet Yazarlar Birliğinden atılmıştı. Karşı-devrimci tavrı emperyalist batıda ününü artırmış, ve eserleri antikomünizmin belirgin bir silâhı olarak kullanılmıştır. Nitekim Soljenitzin’e Nobel Ödülü vermenin gerekçesi de ‘’Rus edebiyat geleneği’’ni sürdürmüş olmasıdır. Rus edebiyat geleneğini mistisizmin, ruhsal dengesizliğin, idealizmin belgelenmesi sayan bu görüş anlaşılıyor ki Tolstoy’u, Gorki’yi Mayakovski’yi Rus edebiyat geleneğinin dışında saymaktadır.

Nobel Edebiyat Ödülü’nün emperyalizmin hizmetinde sahte barışçı, yüksek insani değerlerin savunucusu aldatmacasına karşı uyanık olmalıyız
.”

İsmet ÖZEL – Halkın Dostları – Kasım 1970”

 

 

 

    Andrei Sakharov, 1975 yılında Nobel Barış Ödülü’nü almaya hak kazanmıştır; fakat Rusya, ödülü almak için
Norveç’e gitmesine izin vermemiştir.

    http://www.voanews.com/turkish/archive/2003-10/a-2003-10-24-7-1.cfm

    http://www.turkishweekly.net/turkce/yorum.php?id=334

             http://kultur.sabah.com.tr/kit101-110001-20061018-1100.html

             http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=435163

             http://www.sabah.com.tr/2005/12/19/cp/gnc109-20051218-102.html

             http://www.dusunenadam.com.tr/koseyazilari.php?id=74

             http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=55471,10,2

          http://www.ismetozel.org/site/modules.php?name=News&file=article&sid=522



busy
 

Yazarlarımız yeni bir makale yayınladığında e-posta ile haberdar ol :


Sık Kullanılanlarınıza Ekleyin
Bu sayfayı Sık Kullanılanlarınıza Ekleyin
 35 okuyucu ve 1 kayıtlı okuyucu çevrimiçi

English French German Italian Swedish