Hep merak ederim tarih derslerimizin başlangıcı bilinen ilk zamanlara kadar giderken,neden cumhuriyet devri ile son bulur diye?
- Neden birinci dünya savaşını konu olarak görürüz de, ikinci dünya savaşını bilmeden liseyi bitiririz?
- Neden ikinci dünya savaşını öğrenenbilmek ve anlayabilmek için kendi imkanlarımızla okuyup araştırmamız gerekir?
- En kaba olarak Atatürk'ün tarihiyle biten resmi tarihimizde 40lı yılları neden okuyamayız?
Tarih denen olgu, şahsi kanaatim düne kadardır ve tarih kitaplarının da her yıl güncellenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bazı arkadaşlar "siyaset okula sokulmamalı ve bu yüzden de bu olanaksız" diye düşünebilir ve bu gayet anlaşılabilir durumdur, yoksa biliyorum ki o tarih kitaplarını düzenleyenler (yani başta bulunan iktidar), yakın tarihteki tüm olayları kendi ideolojileri ışığında değerlendirerek ve tüm rakiplerini yıpratmaya ve yıkmaya yönelik konulara yer vererek dolduracaktır o kitapları.
Peki yakın tarihi bilmeden yetişen gençlerden sağlıklı siyasi ve tarihi değerlendirmeler yapmalarını ve bu konuda fikir sahibi olarak siyasette aktif rol almalarını ya da katılımcı demokrasi anlayışını benimsemelerini nasıl bekleriz?
Yaşanmış bir örneğe bakarsak, yakın tarihi öğrenemeden mezun olan gençlerimizin yarışma programlarında, Kenan Evren'in resmi gösterilerek "bu kişinin ismi nedir?" sorusuna cevaben "Kazım" yanıtını vermelerine kızmaya hakkımız olabilir mi ya da bir muhabirin Yaşar Büyükanıt Genelkurmay Başkanlığı yaparken "Yaşar Büyükanıt hakkında ne düşünüyorsunuz?" sorusuna genç kızımızın "Ona oy vermeyi düşünmüyorum" demesine gülmeye hakkımız olabilir mi? Sadece üzülmeliyiz diye düşünüyorum.
Tamam öğretim sadece okullarda olmamalı, kişi kendini geliştirmeli ve bu bilgiler ile daha fazlasını okuyarak kendisi de öğrenmeli; ama temelini okulu vermesi gerekmez mi?
Çeşitli zamanlarda gazete ve haberlerde de ortaya çıkan genel yargı (ki araştırmalarla da desteklenmektedir), milletimizin okuma alışkanlığının olmadığı yönündedir. Kurtlar Vadisi'ni "haber bülteni" zihniyetiyle izleyen insan sayımız az olmadığından şaşırtıcı bir sonuç değildir.
O zaman okumayan insanımıza yakın tarih okullarda öğretilmelidir. 1938 yılından sonrası da ders kitaplarına eklenmelidir.
Tarafsızca, siyasi kaygılar güdülmeden darbelerden 1 sayfa da olsa bahsedilmelidir, köy enstitülerinin ne olduğu anlatılmalıdır (bu da ayrı bir yazısı konusudur), ikinci dünya savaşı çıkış nedenleriyle, taraflarıyla, nasıl son bulduğuyla (nükleer bombanın ne demek olduğuyla), sonuçlarıyla başlı başına bir konudur ve öğretilmelidir.
Yine tarafsızca sağ-sol kavgalarının anlamsızlığı, bunun doğurduğu sonuçlar yazılmalıdır...
Daha fazla uzamaması ve okuyucuyu sıkmaması adına yazımı noktalarken şunu belirtmek isterim ki; hayatta işime yarayan bilgilerin % 30'unu okulda öğrendiysem, % 70'ini de dergi-gazete-kitap okuyarak kendi imkanlarımla ben öğrendim.
Yeni bir şeyler öğrenebilmek, ideolojik olarak kendimize yön verebilmek, kalıplaşmış bilgilerden kurtulabilmek, en azından bildiklerimizi de sorgulayabilmek ve kabul ettiğimiz gerçekleri neden kabul ettiğimizin açıklamasını yapabilecek kadar okuyalım.
Tabiki yakın tarih okullarda okutulmalıdır. Yaşananları genç nesillerin bilmesi şarttır. Bu müfredat iktidar ve muhalefet partisinin onaylayacağı bir bilim kurulu tarafından hazırlanmalıdır. Bunun sonucundan korkmamak lazım. Tarihi çocuklarımıza okutalım ki, aynı hatalara düşmesinler.
Düşüncelerinize bir eğitimci olarak yürekten katıldığımı belirteyim. Burada hassasiyet gösterilmesi gereken konu sanıyorum ki yerleşmiş demokrasiler içindir. Yerleşmiş hastalıklı olmayan demokrasilerde bu düşünceleriniz son derece yerindedir. Ama AKP döneminde kadrolaşmanın en alt tabakalara yayıldığını düşündüğümüzde yakın tarihle ilgili nasıl bir kavram kargaşası çıkacağını düşünebiliyor musunuz?
İlköğretim ikinci kademe de yakın tarihle ilgili konular bulunmaktadır. Özellikle yakın tarih ile ilgili seçilen konulara bakıldığında 12 Eylül dönemi ve Menderes dönemi olduğunu görmekteyiz. Öğretmenin elinde beyin yıkama silahına dönüşebilecek konular. Zaten her fırsatta beyin yıkama metodunun uygulandığını düşünürsek, sanıyorum ki sizin düşünceniz ve benimde yürekten olması gerektiğini düşündüğüm yakın tarih konusunun ciddi sonuçlarının olacağını düşünüyorum. Şimdilik yani…
Ne zaman adam gibi demokrasiye geçip, demokrasinin olmazsa olmazı siyasi partiler gerçek siyaset yaptıklarında bu düşünce eylem haline dönüşebilir.
SAYGILAR KALEMİNİZE SAĞLIK...


